Ara
  • Tezer Aktay

Belgrad

Esas çıkış noktamız ile başlayalım. Belgrad gerçekten küçük bir şehir. Bu yüzden seyahat planını buna göre ayarlamak gerekir. ‘Ben sıfır gece hayatı yaşayacağım. Başım bağlı, gece hayatı no’ şeklinde gidecekseniz üç gün yeterli. "Sindire sindire yaşamak istiyorum" derseniz hadi dört olsun. Ama Belgrad’a gidip gece hayatı görmeden gelmek.. Ne bileyim..

Hava alanında indiniz ve ilk kontrol noktasına geldiniz. Kesinlikle yanınızda hostel bilgileriniz ve dönüş biletinizi belgeleyen bir evrak olsun. Ben Pegasus ile uçuyordum ve fatura yerine geçen bir belge aldım. Dönüş tarihimin yazdığı.

Belgrad, beograde
Nikola Tesla Airport

Uçak çıkışında karşılayan polisler herkesi sorgusuz sualsiz geçirdi. Ama ben ve kör talihim sorulara maruz kaldık. ‘Niye geldin?’, ‘Ne kadar kalacaksın?’, ‘Daha önce nerelere gittin?’ tarzı sorular sordular. Her şey çok güzeldi. Ta ki ingilizcem bitene kadar. İngilizce bir şey sordu. Ama ne soru. Soruyu anlamayı bırak, soruda bildiğim tek İngilizce kelime yok çıkış yolu olacak. Abartısız 5 kere sordu soruyu. Ve artık anlamsızca ‘Turist. Holiday... 5 days’ gibi zırvalamaya başladım. En sonunda elinde tuttuğu evraklarımı ve pasaportumu uzatıp ‘Geç salak geç. Benden bulma belanı’ (vücut dilinden çok net anlayabiliyordum) gibi Sırpça bir serzenişle beni içeri aldı.

Hava alanından şehre ulaşım için taksi veya otobüs öneririm size. Ben girişte taksi, dönüşte otobüs kullandım. Hava alanının çıkışında ‘pre taxi’ uygulaması var. Oradan üzerinde ‘1800 dinar’ yazan bir fiş alıyorsunuz ve istediğiniz taksiye binip fişle birlikte ücretinizi ödüyorsunuz. 50 tl gibi bir para yapıyor. Taksicilerden kazık yemeyi önlemek için birebir sistem. Ne ödeyeceğini bilerek biniyorsun. Devlet güvencesi olayı. Taksici o fişe itiraz edemiyor. 3 - 4 kişi için oldukça mantıklı bir seçenek.

Sırbistan
Pink Taxi

Taksi konusunda bir diğer not şu. Şehirde onlarca taksi mevcut, lux taxi, royal taxi, beo taxi vb. Kesinlikle ama kesinlikle, "yağmur yağdı", "çamur oldu", "acelem vardı" deyip hiç birine binmiyorsunuz. Asla. İşinizin olduğu tek taksi ‘pink taksi’ olmalı. Tepe lambasında haliyle pink taksi yazıyor. Fakat her rengi mevcut. Benim tesadüfen gördüğüm ilk pink taksi şansıma pembeydi. Hepsinin pembe olmadığını anlamam biraz sürdü.

Diğer taksiler ile asla işimiz olmamasının nedeni ise şu; Yalnızca bir defa salaklık yapıp Pink Taxi dışında bir taksiye bindim (Beo Taxi) ve 3 gün boyunca kullandığım bütün Pink Taxi ücretlerinin toplamının 2 katı gibi bir para ödemek zorunda kaldım. Üstelik çok kısa bir mesafede. Nedenini bilmiyorum ama tarifeleri aşırı farklı. O yüzden ulaşım sloganımız şu. ‘Pink Taxi dışında asla!’

Dipnot: Kafada sürekli para hesaplaması yapmaktansa ben Android işletim sistemli telefonumda offline para değişimi uygulaması ‘Currency’ yi kullandım. Online olduğunuz anlarda kendini yeniliyor ve offline iken para hesabı yapabiliyorsunuz.

Hava alanından şehre ve şehirden hava alanına ulaşımın diğer yolu 72 nolu otobüs. Şehirde otobüsler bedava. Daha doğrusu protesto tarzı bir şey var.

Orada tanıştığım birinden aldığım bilgiye göre durum bu.


Bizdeki akbil sistemi gibi bir sistem var ama elinizi kolunuzu sallayarak, biletsiz, cihaza herhangi bir şey basmadan geçiyorsunuz. Ne şoför bir şey soruyor, ne yolcular. Öylece gidiyorsunuz ve iniyorsunuz. Tedbir olarak hiç ön kapıdan binmedim ben. Belki kıl bir şoföre denk gelirim diye.


Bu bedava otobüs kuralının tek geçerli olmadığı nokta hava alanı otobüsleri. Hava alanından dönerken ve hava alanına giderken otobüs bileti alıp okutarak girin. Çünkü yolun yarısında “kontrolcüler" binecek ve ‘Biletin nerede?”, "Yok mu?”, "Aaa ver o zaman 2000 dinar cezayı" diyecekler. Bu arada bu durumu sadece hava alanı otobüsünde (72) ve turistlere yapıyorlar. Sırplara sormuyorlar.


Ben bu durumla karşılaştım arkadaşlar. Kontrolcüyü gördüğümde sanki tren usulü bilet satışı için gelmiş gibi davrandım. Adam geldiğinde 50 dinar çıkartıp ‘one ticket’ dedim. Bir şaşırdı önce. Sonra cezası olduğunu ve elektronik bilet okutmam gerektiğini veya binerken şoförden bilet almam gerektiğini söyledi. İngilizcesi "hello, how are u?" kıvamında olan ‘şaşkın turist’ taklidi yaptım. Hala ceza kesmeye çalıştıklarını anlamadığımı tüm vücut dilimle anlattım ve ‘Aaa okey. Bus driver. Ticket’ deyip kalkıp şoförün yanına hareketlendim. Tam o sırada diğer durağa geldik ve indiler. Heralde uğraşmak istemediler daha fazla. Döndüm ve yerime oturdum. Uçakta karşılaştığım çoğu türkten almışlar bu 2000 dinarı. Kısa günün karı kıvamında bir uygulama yani. O yüzden hava alanı otobüslerine biletsiz binmiyoruz.

Ve şehir merkezindeyiz. İlk iş hostelimi buldum. Adı ‘White Owl Hostel’ idi. İnanılmaz temiz, misafirperver ve rahat bir yer. Aynı apartmanda bir alt katta bulunan ‘Skadarskija Hostel’ in yarı fiyatınaydı fiyatlar. ve 10 kişilik odada üç kişiydik zaten. Burayı kesinlikle tavsiye ediyorum sizlere. Airbnb’den arkadaş davet ederek, puan kazanarak zaten ucuz olan hosteli çok daha ucuza getirebilirsiniz. (http://www.belgradian.com/hostels/white-owl/) Şehrin sanat caddesi olarak adlandırılan ve şehrin merkezine 300-350 metre uzaklıkta bulunan ‘Skadarskija Caddesi’nde bulunuyor apart. Olga ve Niko’ya benden selam söylersiniz :)

Kahve için: Coffe Dream, alkol ve cadde manzarası için: Boutique’i tavsiye ediyorum. Burada içilecek bir kahvenin ardından patlamış mısırınızı alıp Kalemeydan'a yürümek çok tatlı oluyor.


Bu caddenin sonu az önceki cümlede çıtlattığım gibi Kalemeydan'a çıkıyor. Patlamış mısır onlarda bizdeki simitçi gibi bir şey. Böyle bir kültürleri var. Ayrıca her yerde börekçiler var. Sabah kahvaltısı için birebirler. Çok ucuz ve çok lezzetliler. Genelde kahvaltıları börek ve yoğurt. Yalnız yoğurdu içiyorlar. Bizdeki ayran gibi. Fakat daha yoğunu. Böyle bir tarzları var. Gerçekten çok ucuz ve çok doyurucu bu börekçiler. Üstelik porsiyonları inanılmaz.

Porsiyon, yiyecek ve yemek kültürü konularına girmişken, sırplarda ‘küçük’ kavramı bulunmuyor. Örneğin bir porsiyon Cevappi (sırp kebabı) iki kişi yedik, ve mezelerle sofradaki eklerle ikimiz de gayet doyduk. Yine aynı şekilde her yerde dilim pizzacılar var. Dilim pizza dediğim buraların orta boy pizzası. Bunlarda oldukça büyük ve maddi olarak uygun. Çok uygun hatta. İki dilimi bütün gün götürebilir ortalama metabolizmalı bir insanı. Bir dilim tavuklu pizza ve Coca Cola 220 dinar (6 tl). Benim favorim buydu. Enteresan kısmı şu. Bir dilim tavuklu pizza ve bir kutu Jelen bira 180 dinar ( 5 tl) idi. Bu beni baya şaşırtmıştı. Bu Jelen bira yerel biraları. Oraların Efes’i gibi bir şey yani dandik değil.

Alkol ucuz. Baya ucuz. Özellikle bira. Büfelerde bir kutu Jelen bira 100 dinar (2,5 tl). Ortalama bir kulüp, barda 230 dinar (6 tl). Gidebileceğiniz en lüks yerde maksimum 400 dinar (11 tl). Yani böbrekleriniz çok çalışacak.

Gece hayatına gelince. Ben 5 gece kaldım Belgrad'ta. bunun 3 gecesinde gece hayatına atıldım. En dikkat edilmesi gereken şey şu; 00:15 evden çıkışınız olsun. Sırplarda böyle bir kültür varmış. Apart sahibim Olga söyledi. Akşam yemeği saatleri 22:00 - 22:30 civarı, gece hayatı başlangıç saatleri 00:00 - 01:00 arası. O yüzden saat 22:30 ‘da bir mekana gidipte bomboş görünce canınız sıkılmasın.

Şehirde Brankova köprüsü mevcut. İşte bütün gece hayatı bu köprünün iki ucunda. Merkezde olduğunuzu varsayarak konuştuğumda, karşı tarafta tekne kulüpler bulunmakta. Ki bunlar en ünlüleri. Belgrad gece hayatının bu kadar ünlenmesini sağlayan yüzen kulüpler bunlar. Fakat kış sezonu olduğu için sadece iş yapan 3 tanesi vardı. Bunlardan biri River’dı. genel olarak Freestyler’dan sonra en başarılısı olduğu söylendi bana. O da yakın zamanda kış sezonundan dolayı kapatacakmış.

Bu yüzden biz merkeze doğru olan köprünün altına gidiyoruz. Mixer club, Chorba, Transit, ve Berliner’ın olduğu yer. Bunlardan Chorba hariç hepsi tam anlamıyla club. Chorba ise biraz daha otantik, gitarlı canlı müzikli ama hoş ortamlı bir yer. Ayrıca köprü ile hiç ilgisi olmayan Skadarsja caddesine yakın ‘Club Tube’ var. Burayı da ısrarla tavsiye ediyorum.

Onun dışında naçizane yapmanız gerekenler listem şöyle;

Mixer club: Kaliteli mekan. Bira 335 dinar.

River Sava: Tekne kulüp. Bira 350 dinar.

Khnez Mihailova caddesinin alt geçidinde gece 01:00'dan sonra açılan rock bar:

Erasmusluların mekanı. Değişik insanlarla tanışmak gerekir. Bira 100 dinar.

Skadarskija caddesin yöresel müzik ve içki eşliğinde akşam yemeği:

Min 800 maks 2000 dinar.

Kale meydan: Gündüz her yerini gezin, tanıyın, doğayı içinize çekin. Gece ise sadece surlara oturup, biranızı açıp Tuna ve Sava nehirlerini izleyin.

Taş meydan, Bayraklı Cami, Belgrad Kalesi, Damat Ali Paşa Türbesi (kalenin içinde), Nikola Tesla Müzesi, Partizan Stadyumu, Aziz Sava Katedrali

Diğer aklıma gelen başlıklar…

iyi eğlenceler, güzel gezmeler…

збогом :)