top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıTezer Aktay

In to the night

Netflix'in dikkat çekici yapımlarından biri olan "Into the Night", izleyicilere unutulmaz bir hikaye sunuyor. Dizinin yapımı 2020 yılında tamamlandı ve ilk sezonu 6 bölümden oluşacak şekilde yayınlandı. İkinci sezonu “eh işte” olan dizinin ilk sezonu Lost tadı veriyor. Netflix platformunda yayınlanan dizi, geniş kitlelere ulaşarak büyük bir ilgiyle karşılandı.


Dizide rol alan oyuncular arasında Pauline Etienne, Laurent Capelluto, Mehmet Kurtuluş, Jan Bijvoet, Ksawery Szlenkier, ve Babetida Sadjo gibi tanınmış isimler yer alıyor. Bu oyuncular, dizideki karakterlerle izleyicilere unutulmaz performanslar sergiliyorlar.


Dizi, güneşin ölümcül ışınlarından kaçmaya çalışan bir grup insanın dramatik hikayesini anlatırken, aynı zamanda insan doğasının derinliklerine de bir yolculuk sunuyor. Karakterlerin içsel çatışmaları ve hayatta kalma mücadelesi, izleyiciyi hikayenin içine çekerek dizinin heyecanını artırıyor. Ancak, dizinin bazı fizik ve bilim kurallarını göz ardı ettiği noktalar da bulunuyor. Bu detayları görmezden gelerek izlerseniz gerçekten keyif alırsınız. Bu gerçek dışı detaylara takılırsanız maalesef dizi akmaz. Yani uçağın yerinden sökülen bir kapak ile hava basınç, hız, rüzgar bilmem ne dikkate almadan seyir halindeyken cam tamir edilince “yok artık” dememeniz gerekiyor.


Dizide yer alan karakterlerin her biri, kendi geçmişleri ve motivasyonlarıyla birlikte, hikayeye zenginlik katıyor. Burada kilit isim Ayaz karakteri. Hikayede önemli bir figür olmasının yanı sıra, diğer karakterlerle olan etkileşimleriyle de dikkat çekiyor.


Ayaz karakteri, dizideki en belirgin ve karmaşık karakterlerden biridir. Milliyetçilik yapmıyorum. Eğer bu karakter olmasaymış “bir Temel, bir fransız, bir İtalyan uçaktalarmış...” Fıkrası gibi bir dizi olabilirmiş. Ayakta alkışlıyorum Mehmet Kurtuluş’u.


Dizi Türk karakterini o kadar iyi analiz etmiş ki. Rus kız ile duygusal ilişki kuran, yurdunu seven, korumalık yapan, çekinmeden insan suratı tokatlayan bir karakter. Kerhane sahibi ve kaçakçılık yapan abimiz, bu illegal işlerine rağmen iyi niyetli bir karakterdir. Nefes alamayan çocuklara şip şak solunum ünitesi yapar. Milyonlarca dolar verip aldığı tarihi eserleri, taşları ülkesine isimsiz geri yollayacak kadar koca yüreklidir.


Dizideki karakterler arası milletsel tartışmalar çok keyifliydi. Özellikle Ayaz ve İtalyan asker arasındaki diyaloglar, dizinin önemli bir dinamiğini oluşturuyor.


İtalyan lavuğun Ayaz abimize “Nato’ya sonradan gelip, patronmuş gibi davrandınız” cümleleri falan çok manidardı. Yine aynı şekilde dizide Türk karakter Ayaz abimizin yediği ilk kazığın bir Arap’tan gelmesi de acı acı gülümsetmedi değil :) Ama kesinlikle milletler üzerinden laf sokmanın dialoglarda ve akışta bu kadar yeri olan bir dizide bir Yunan karakter binmeliydi o uçağa. Ah Netflix ah. Üçüncü sezon gelecek mi belli değil. Ama gelirse kesin yap bunu.



Kommentare


bottom of page